Temel Otomobil Tekniği

Temel Otomobil Tekniği
Yakıttan elde ettiği ısı enerjisini mekanik enerjiye çeviren makinalara motor denir.
Yakıtlarına göre motorlar, Dizel-Benzin-LPG li olmak üzere ayrılırlar. Benzinli motorun yakıtı benzin; Dizel motorun yakıtı Mazot (motorin); LPG'li motorun yakıtı ise LPG gazıdır.
Silindir diziliş şekillerine göre motorlar sıra tipi, v tipi, yıldız tipi, boksör tipi şeklindedir.
Soğutma sistemine göre motorlar, su soğutmalı ve hava soğutmalı diye ikiye ayrılır.
Yanma sistemine göre motorlar, içten yanmalı ve dıştan yanmalı diye ikiye ayrılır. Araçlardaki motorlar içten yanmalı motorlardır. İçten yanmalı motorlar ise, mazot, benzin ya da motorin yakarlar.
Motorlar, çalışma zamanlarına göre, iki zamanlı ve dört zamanlı motorlar diye ikiye ayrılır.
Benzinli motorlarda ateşleme, sıkıştırılmış benzin-hava karışımının buji ile ateşlenmesi ile olur.
4 zamanlı motorlarda 4 zaman, sırası ile şöyledir: Emme, sıkıştırma, ateşleme (veya genişleme; iş zamanı da denir), egzost.
Enjektörlerden püskürtülerek ateşleme yapılan motorlarda yakıt olarak motorin kullanılır.
Katalitik konvertör kullanılan araçlarda yakıt olarak, kurşunsuz benzin kullanılır.
Bir motorun bazı parçaları şunlardır: marş motoru, piston, segman, piston kolu, silindir kapağı, supap kapağı, eme manifoltu, egzost manifoltu, silindir gövdesi, silindir gömleği, karter, conta, külbütör, emme supapı, ekzost supapı, supap iteceği, krank mili, kam mili, volan dişlisi, eksantrik dişlisidir.
Dizel motorda ise bunların dışında, mazot pompası (enjeksiyon pompası) ve enjektör de bulunur.
Benzinli motorlarda, üsttekilerin dışında karbüratör, benzin pompası, buji, disribütör, bobin vardır.

ATEŞLEME SİSTEMİ
Benzinli motorun ateşleme siteminin bazı önemli parçaları şunlardır:
Akü, kontak anahtarı, endüksiyon bobini, distribütör, buji ile distribütör içinde bulunan platin takımı, alçak yüksek gerilim kabloları kondansatör, tevzii makarasıdır.
Bezinli motorlarda bujinin görevi ateşlemeyi sağlamaktır. Benzinli motorlarda bulunan distribütör' ün en önemli görevleri endüksiyon bobininden gelen yüksek voltajı bujilere dağıtmanın yanı sıra, platin ve meksefe yardımıyla yüksek voltajın oluşumunu sağlamak, ayrıca tevzii makarasıyla da elektrik dağıtımını sağlamaktır.
Endüksiyon bobini aküden gelen voltajı 15.000 - 25.000 volta çıkarır.
Bujilere ateşleme sırasına göre akım dağıtan distribütördür. Motor çalışmazken kontak anahtarı, ateşleme durumunda açık unutulursa platin ya da bobin yanabilir.
Aracın belirli bir km.'sinden sonra bazı parçaları değişmelidir. Bunlardan biri platin ve bujidir. Ateşleme sistemi ayarlarından biri buji ayarı ve diğeri ise platin ayarı ile avans ayarıdır.
Platin meme yapmış ise meksefe (kondansatör) yanabilir. Platin meme yaparsa zımparayla temizlenir.
Motorun çalışması sarsıntılı ise, sebebi buji kablolarından birinin çıkmış olması olabilir.
Benzinli bir motorda normal yanma olmamasının sebeplerinden biri bujilerin normal ateşleme yapmaması,
bir diğeri de platin ayarının bozuk olması ayrıca bujilerin kurum bağlanmış olmasıdır.
Bujiler ayarsız ve aşınmış ise motor çekişten düşer.
Buji ayarları yanlış yapılmış bir aracın egzost dumanı siyahtır.
Motorun egzostundan siyah duman çıkması durumunda karışım oranı da kontrol edilmelidir.



YAKIT SİSTEMİ
Benzinli motorun yakıt sisteminin parçalarından bazıları şunlardır:
yakıt deposu, yakıt pompası, yakıt göstergesi, karbüratör, hava filtresi, emme manifoltu.
Dizel motorun yakıt sisteminin parçalarından bazıları şunlardır: yakıt deposu, besleme pompası, mazot filtresi, enjeksiyon pompası, enjektör, ısıtma kızdırma bujileri, yakıt göstergesi.
Hava filtresinin görevi, karbüratöre giren havayı süzmek ve ve sessiz emiş sağlamaktır. Hava filtresinin tıkanmasını önlemek için basınçlı hava ile temizlemeliyiz. Öte yandan, hava filtresi tıkalı olan motor zengin karışımla çalışır. Filtre yine de temzilenmeden motor hala çalıştırılırsa motor boğulur.
Karbüratör, emme manifoltu üzerindedir ve sadece benzinli motorlarda olur. Benzin-Hava karışımını ayarlar. Karbüratörün karıştırma oranı 1/15'tir.
Jikle devresinin görevi, soğuk havalarda motorun çabuk çalışmasını sağlamaktır. Jikle devresi karbüratörde bulunur. Jikle kelebeği, karbüratörün hava giriş deliği önünde bulunur.
Yağ filtresi yağı süzer ve temizler.
Silindir içindeki yanmış gazlar egzost manifoldu ile dışarı atılır.
Egzost susturucusu, basınçlı olarak çıkan yanlış gazların sesini azaltır. Eğer aracın egzostundan fazla ses çıkıyorsa susturucu patlak olabilir.
Supap ayarı, en önemli motor ayarlarından biridir. Soğuk ve sıcak ayar olarak ikiye ayrılır.
Bir aracı kış şartlarına hazırlarken en önemli noktalardan biri hava filtresini kışlık pozisyona almak ve otomatik jikle kışlık pozisyonuna çevirmektir.
Araçta yakıt ikmali yapılırken motor stop edilir.
Ayağımızı gaz pedalından çeksek bile motorun hala çalışmasını sağlayan devre rölanti devresidir.
Yakıtın içinde toz-su-pislik vs. varsa motor tekleyerek çalışır.
Yakıt sistemi ayarlarından biri rölanti ayarıdır.
Boğulmuş bir motoru çalıştırmak için gaz pedalına sonuna kadar basılarak marş yapılır.
Motor ısınıca stop ediyorsa karbüratöre de bakılmalıdır.
 
ABS fren sistemi
ABS, taşıt araçlarının her türlü yük durumunda bütün yol koşullarında ve çeşitli süratlerdeki zorunlu durumlarda yapılacak ani frenlemelerde tekerleklerin kitlenmesini önleyerek direksiyondaki tam hakimiyeti sağlayan sistemlere verilen ad. ABS, AlmancaAntiblockier-system veya İngilizce Anti-lock Braking System ifadelerinin kısa yazım biçimidir. Kilitlenmeyen fren sistemi anlamına gelir.
ABS fren durumunda her bir tekerleğin devir sayısındaki değişikliği bir kontrol ünitesi aracılığı ile denetleyen bir sistemdir. Dönüş sayısının ani düşmesi (örneğin kaygan zeminde fren yapma durumunda) ve tekerleğin kilitlenmesi durumunda kontrol ünitesi otomatik olarak fren basıncını düşürür. Tekerlek tekrar hızlanınca fren basıncını tekrar yükselterek tekerlek frenlenir. Bu aşama saniyede birçok kez gerçekleşir. Sağ ve sol tarafın ayrı zeminlerde olması halinde bile (örneğin sağ tekerlekler ıslak sol tekerlekler kuru zeminde) herhangi bir kilitlenme veya kayma söz konusu değildir. Bu sayede direksiyona hakimiyet tam, fren mesafesi oldukça kısadır.
Fizik kanunlarının dışına asla çıkılamaz, yani çeşitli fizik kanunları her zaman mevcuttur. Islak zeminde ABS söz konusu olsa bile fren mesafesi kuru zeminden daha fazladır. Fren sırasında çeşitli doğal kanunlar her zaman söz konusudur. Bunları hiçbir şey önleyemez. Amaç bu kanunların optimal olarak kullanmaktır. Bir sürücü eğer bir viraja mümkün olan en yüksek sınır süratinden daha yüksek bir süratle girerse ABS ona ancak otomobilin buzda kaymamasına yardımcı olacağı kadar yardım edebilir. Sensörler devamlı olarak yavaşlamanın her anında tekerleklerin doğru devir sayısında olup olmadıklarını hassas olarak kaydeder. Tekerleklerden birisinin devir sayısının çok düşük olması halinde kilitlenme tehlikesi fren basıncı o tekerlekteki sensör tarafından azaltılır bu suretle tekerlek tekrar normal dönüş süratine ulaşır tehlikeli duruş hali ortadan kalkar fren durumundaki normal hızıyla dönmeye başlar bu anda tekrar o tekerlekteki fren basıncı sensör tarafından yükseltilir. Yeniden kilitlenme olursa aynı olay tekrarlanır
AİRBAG  (SRS)
Hava Yastığı (AİR BAG), otomobillerde çarpışma esnasında içerisine, hava yahut gaz dolarak şişen, sürücü ve yolcuları korumayı amaç edinen bir sistemdir.
1950 ve 1955 ‘li yıllarda hava yastığı için patent çalışmaları olmuş fakat kullanılan yöntemler ve hava yastığını şişerecek sistemler hakkında yoğun tartışmalar yaşanmıştır. Bunlara örnek verecek olursak; hava yastığını sürücü bir düğmeye basarak hareketlendirecekti, pratik olarak manasız bir yoldu, bir diğeri; fişek yardımı ile hava yastığı şişirilecekti bu da tehlikeli bir yoldu.
1980’li yıllarda ise otomobillere entegrasyonu gerçekleşti ve bir çok kazada hayat kurtarıcı olarak rol aldı ve almaya da devam etmekte.
Hava yastıkları ince naylon ya da iplikten yapılmıştır. Direksiyon ve konsolda sarılı şekilde barındırılırlar. Çarpışma anında saniyenin onda biri hızda şişerek sürücü ve yolcuları korur. Hava yastığının harekete geçmesi için otomobilin ön kısmında bir sensör bulunur. Tehlikeyi hava yastığına bildiren bu sensördür.
Sensör’ün çalışma mantığı ise; araç sert cisme temas ettiğinde (eşik hız veya üstünde) sensör durumu algılar ve hava yastığının şişmesi için sodyum azide bileşiğinin bulunduğu ortama kıvılcım çakar.Kimyasal reaksiyon sonucu nitrojen ayrışır ve ortaya yüksek hacimli gaz açığa çıkar. Böylece hava yastığı şişer.
 ESP Electronic Stability Program
ESP kısaltmasını son zamanlarda daha sık duymaya ve görmeye başladığınıza eminim. Neyin nesi olduğunu bilenleriniz elbette vardır. Bir de hiç yahut ucundan bilenleriniz... İşte biz sizlere de anlatalım istedik bu harika sistemi...
Öyle zamanlar olur ki, siz kendiliğinizden istemeseniz bile, aracınız sizi dinlemez. Hele de virajlı bir yola süratli girmişseniz, hele de yerde kar varsa, yahut önünüze aniden kavlar, tavuklar fırlamış, siz de direksiyonu aniden kırmışsanız... Böyle durumlarda otomobilinizde meydana gelen, bazen tehlike boyutlarına ulaşabilecek bu halin adına genel olarak "oversteering" denir. Önüne geçebilmeniz, yahut bu durumdan zararsız bir şekilde sıyrılmanız ise şansın yanında kuvvetli bir otomobil hakimiyeti gerektirir. Ancaak, varsayalım şansınız yaver gitmedi, yahut siz, bu durumun önüne geçecek kadar kendinizi profesyonel hissetmediniz. Ya da oldu ki, aracınız sizden aldığı emirleri yerine getirecek kadar marifetli değil. Ne yaparsınız?
İşte, başta Mercedes olmak üzere birçok üretici firma, bu gibi durumları şansa ve ustalığa bırakmamak amacıyla, ESP denilen bir sisteme başvurmayı tercih etti. Açılımını söylersek Electronic Stability Program... Türkçesini deyiverecek olursak da Elektronik Stabilite Programı. Türkçesi de pek açıklayıcı olmamış gibi görünüyorsa, o halde biz açıklamamıza devam edelim...
ABS kadar gerekli
Bu sistem, sensör yani algılayıcılarla çalışan akıllı bir şey. Hem direksiyonun hareketlerini, hem de gaz pedalının konumunu inceleyen bir dolu algılayıcı ile birlikte görev yapıyor. Daha doğrusu onlardan aldığı bilgileri değerlendirip, ona göre hareketlerini ayarlıyor. Görevi ise gerekli durumlarda devreye girip, az önce sözünü ettiğim durumlarda aracın istenmeyen bir pozisyona düşmesini önlemek. Yani ani girilen bir virajda, ani yapılan direksiyon hareketlerinde (bir engel veya bir cisimden aniden kaçmak isterken) aracın kayarak kontrolden çıkmasını, dolayısıyla da kaza yapmasını veya yoldan çıkmasını engellemekle görevli.
Şayet aracın direksiyonunu ani hareketlerle çevirmişseniz, aracın o anki devri, bu virajı dönmenize uygun değilse, ESP "Ben buradayım" diyerek duruma müdahale ediyor. Ne yapıyor? Motor işletim sistemine müdahale ederek tekerleklere ayrı güçler verilmesini sağlıyor. Fren sistemine hükmederek, her tekerleğe ayrı ayrı basınç gönderilmesini, ayrı şiddetlerde fren yapılmasını sağlıyor. Böylece araç, hızlı girilen bir virajda savrulmayıp, çizgide kalıyor. Ani engelden kaçma hareketlerinde yine kolayca çizgisine kavuşuyor.
Birçok lüks markada artık standart haline gelen bu sistem, artık küçük sınıfta ve dengesi kolayca bozuluverecekmiş gibi görünen araçlara da takılıyor tabii. Bazen isteğe bağlı olarak, ek bir bedelle takılan sistem, neredeyse "ABS kadar gerekli" denebilir.
GPS Navigasyon nedir, GPS navigasyon cihazı
Sizlere bu yazımızda gps navigasyon sistemleri hakkında herşey yani navigasyon GPS nedir, ne işe yarar, nasıl çalışır, GPS navigasyon alırken nelere dikkat etmeli, navigasyon özellikli cep telefonları, navigasyon çalışma prensibi, navigasyon çeşitleri, güncelleme, harita yükleme, karşılaştırma, navigasyon kullanımı, (navigasyon programı, yazılımı) konularından bahsetmeye çalışacağız. GPS Navigasyon Cihazları Fiyatlar ve Kampanyalar konulu yazımızdan navigasyon fiyatlarını ve navigasyon cihazı özellikleri ve yorumları inceleyebilirsiniz.
Türkiye’de GPS-Navigasyon gerekli mi, GPS ne işe yarar?
Her yeni icat, ilk başlarda ne gereği var tepkisi ile karşılaşabiliyor. GPS cihazları da Türkiye için bu çağlarda henüz. Ancak gene de sorgulamanın bir zararı yok elbette. Navigasyon aletleri ne işe yarar? Gerçekten GPS cihazlarına araçlarda ihtiyaç var mı? Bu sorunun cevabı “kişiye ve yere göre değişir” şeklinde. Türkiye’nin çok gelişmiş yol ağı olmayan bir muhitinde elbette ki GPS cihazına ihtiyaç yok. Ancak karmaşık yol ağı olan İstanbul gibi bir yerde güzergahlardan fazla bir malumatınız yoksa arabanızda GPS bulunması sizin için biçilmiş bir kaftan. Şimdi GPS teknolojisini ve alternatif cihazları inceleyelim.
GPS cihazları askeri yer belirleme teknolojisinin sivillerin hizmetine sunulması ile başladı. El tipi koordinat verebilen cihazlar şimdi cep telefonlarının içine kadar girmiş durumda. GPS cihazları birden fazla uyduya bağlanarak teknik bazı hesaplamalar neticesinde yer belirleme işinden ibaret. Bu nedenle sadece açık arazilerde işe yarar. Yani apartman dairenizde veya tünellerde çekmemesi gayet normaldir. Yüksek binaların sıklıkla yer aldığı kesimlerde uydu sinyali zayıfladığından, GPS yanıltıcı yönlendirmeler de yapabilmekte. Bu eksikliklerin dışında GPS harika bir cihaz, neden mi? Öncelikle GPS kullanırken gitmek istediğiniz adresi girersiniz. Cihaz saniyeler içinde sizin tercihlerinize göre en kısa zamanda ulaşmanız beklenen yolu tespit eder ve size talimatlar verir. Sadece gerçek zamanlı talimatlar yok elbette. Navigasyon aleti size
·        şu anki hızınızı,
·        tahmini varış zamanınızı,
·        yolda geçen süreyi,
·        ne kadar mesafeniz kaldığını
·        ne kadar mesafe aldığınızı
gibi en temel bilgileri de sunar.
Bunların yanında en son sıfırlamadan itibaren azami hızınız, ortalama hızınız, trafikte hareketsiz geçen süre gibi daha bir çok istatistiki bilgiye de ulaşabilirsiniz. Şimdi GPS cihazı bu bilgiler için lazım demeyeceğiz. GPS’in en temel faydası iki nokta arasındaki en kısa mesafeyi hesaplayabilmesi. Tercihinize göre sizi paralı yollardan götürmez veya sadece ana yolları tercih eder. Sadece bu mu?
GPS cihazınızda ilginizi çekebilecek birçok yerin (POI-points of interest) adresini de bulabilirsiniz. Bunlar benzin istasyonları, alışveriş merkezleri, park bahçeler, hastaneler, eczaneler, lokantalar, spor merkezleri, araba park yerleri vb. yurt çapında onbinlerce yerin bilgisidir. Hatta telefon numaraları bile kayıtlı olabilir. Dilerseniz kendi noktalarınızı kendiniz de oluşturabilir veya birileri ile paylaşabilirsiniz.
GPS cihazı aslında dev bir veri bankası sayılır. İçinde tüm yolların kayıtlı olduğu bir alet. İstanbul’da hangi taksi şoförü tüm sokakları bilebilir, sokaktaki numaranın nerede olduğuna kadar. Kim size en kestirme yolu saniyeler içinde hesaplayabilir. Düşünsenize, diyelim kapalı bir yol ile karşı karşıyasınız. Rotadan herhangi bir sapma yaparsanız, GPS cihazı size hemen alternatif bir yol çıkarır. Herhangi bir dönüşe gelmeden önce süratinize göre sizi uyarır. Hatta dilerseniz hız sınırlarını aştığınızda ikaz duyabilirsiniz. Bir nevi sizin en iyi yol arkadaşınız.



Sadece bunlar mı? Gerçek zamanlı trafik bilgisi, resim gösterme, video oynatma, mp3 çalma, oyunlar vs. bazı GPS cihazlarında bulabildiğiniz özellikler. Şimdi GPS cihazı olarak ne almak lazım derseniz?
Sizlere en uygun alternatifleri ilgili kategori altında sunmaya gayret ediyoruz. GPS fiyatlarını buradan takip edebilirsiniz. Bundan başka öncelikle ihtiyaçlarınızı tespit etmeniz lazım. Bahsettiğimiz ekstra özellikleri arıyorsanız bunları inceleyebilirsiniz. Ancak en temelde ekran boyutu GPS kullanma zevkini artıran bir unsur olduğundan öne çıkmakta. 4,3¨lik bir ekran size fevkalade bir görüş açısı verebilir. Navigasyon aletleri genelde araba ön camına (ortaya veya sola) monte edildiğinden, bu mesafede görebileceğiniz bir cihaz almanızda yarar var. Ekran boyutu en belirgin özellik olarak ortaya çıksa da, GPS aletlerinde en birinci tercih sebebiniz güvenilirlik olması lazım. Bunu da cihazı kullanmaya başlayınca anlıyorsunuz malesef. O nedenle ürünler ile ilgili yorum ve incelemelere bakmadan satın almamanız menfaatinize. Mesela GPSTurk bu konuda iyi bir kaynak. Veya sorun olduğunu düşündüğünüzde iade edebilme imkanınız olan satıcıları tercih ediniz. Diğer bir önemli nokta Türkiye haritası detayı ve güncellemesi. Bildiğiniz gibi Türkiye gelişen bir ülke ve sürekli yollar değişmekte. Yeni yollardan başka, dün gidiş-dönüş olan bir yol bugün tek yöne düşebilmekte. O nedenle en güncel haritası olan cihazları veya güncellemesi yüksek maliyetli olmayanlara bakmanızda yarar var. İlginizi çekebilecek noktaları (POI) zengin olan bir cihaz işinize daha çok yarayabilir. Birden fazla noktayı ziyaret etmeniz gerekecekse, bunlar arasında bir rota hazırlayabilen GPS cihazı fazla yok malesef, bunları da araştırabilirsiniz.
Peki cep telefonlarında GPS olayı nasıl?
Kimi telefonlarda navigasyon alıcısı mevcutken kimisi telefon şebekesi destekli olarak data hattından GPS’i desteklemekte. 3G aboneliğiniz yoksa ilk bahsettiğimiz cihazları düşünmeniz daha yararlı elbette. Telefon şebekesini kullanan cihazlardan bazen yeterince verim alınamıyor malesef. Mesela iphone’da GPS’i Navigon Türkiye programı ile kullanabilirsiniz (90 dolara programı satın aldıktan sonra). Ancak kendi tecrübem programın çok da düzgün çalışmadığı yönünde. Cep telefonları da GPS konusunda yardımcı olabilir elbette ancak her elektronik aygıtın müstakilen bu iş için tasarlananının daha verimli çalıştığını da belirtelim.
Peki Türkiye’de GPS kullanımının geleceği?
Oldukça yaygınlaşacak, şehirlerimiz büyüdükçe, yollarımız karmaşıklaştıkça. Kapanan açılan işletmeler daha durağan hale geldikçe POI’lar da daha güvenilir olacak. Bir güvenlik uyarısı: GPS cihazı ayarlamalarını yola çıkmadan önce yapalım. Herkese keyifli sürüşler.
EMNİYET KEMERİ
Emniyet kemeri kullanımı, kazalardaki yaralanmaları büyük ölçüde azaltmaktadır ve otomobilin ön koltuklarında kemer kullanmamanın büyük risk oluşturduğunu büyük bir çoğunluk kabul etmektedir.
Yine de "Emniyet kemeri kullanırsam, bir kaza anında otomobilden çıkamam, otomobilden dışarı fırlamak daha iyidir, direksiyona sıkıca tutunurum, bir şey olmaz" gibi yanlış inanışlar devam etmektedir.
Kaza istatistikleri, emniyet kemerinin, otomobildeki hayat kurtaran araçların en önemlisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. 30 kilometre hızda oluşan bir kazada, arka koltuktaki yetişkin bir yolcu bir filin ağırlığına eşit olan 3,5 tonluk bir güçle öne fırlatılmaktadır. Emniyet kemeri kullanılmadığında, bu durum yolcunun ölümü veya ağır yaralanmasıyla sonuçlanmasının dışında, ön koltuktaki yolcuların da zarar görmesine neden olmaktadır.
Arka koltuktaki yolcuların tümünün kullanımına yetecek kadar kemer yoksa, en fazla kilolu yolcunun diğer yolculara en büyük zararı vereceği unutulmamalıdır. Aynı şekilde, eğer üç yaşından küçük çocukların kullanabileceği çocuk koltuğu yoksa erişkinler için kullanılan kemerin çocuklar için sadece belden bağlamalı olarak kullanılması gerekmektedir.
Hamile kadınlar için kemer kullanmak rahatsızlık verse bile, anne ve bebeğin güvenliği için çok önemlidir. Alt kuşak, kalçalar hizasından ve bebeğin altından, çapraz kuşak da göğüslerin arasından ve bebeğin çevresinden dolaştırılmalıdır.



Emniyet kemeri ile ilgili nelere dikkat edilmeli?
Gideceğiniz mesafe hangi uzunlukta olursa olsun, mutlaka emniyet kemeri kullanın.
Ön ve arka koltuklardaki tüm yolcuların emniyet kemerlerini mutlaka takmalarını sağlayın.
Kemeri kurallara uygun olarak takın.
Alt şerit göbeğin üstünden değil, kalçaların hizasından, çapraz şerit ise omuzun üzerinden ve göğsün ortasından geçirilmelidir.
Şeritler gergin olmalıdır.
Kemeri bağlarken üzerinizde palto vs. gibi kalın giysiler olmamalıdır, kalın giysiler kemerin etkinliğini azaltır.
Sayın Sürücüler;
Trafik sorunu halen ülkemizde gündemin birinci sırasında yer almaktadır. Her yıl 4-5 bin civarında vatandaşımız trafik canavarının kurbanı olmakta binlercesi yaralanıp sakat kalmaktadır.
Tüm gücünüzle koştuğunuzu düşünün, eğer size iki adım ötede aniden bir duvar belirmiş ise durabilir misiniz.?
Bu durum sizin 25 Km/h hızla giderken, önünüzdeki aracın herhangi bir şeye çarpması ile aynıdır.
Eğer emniyet kemeri kullanmıyorsanız aracınız dursa bile sizin araç içindeki yolcu ve hareketli cisimler aynı hızla yol almaya devam eder ta ki direksiyon, torpido veya ön cam sizi durdurana kadar.
Bir çoğunuzun kısa mesafelerde kemer takmayı gereksiz olarak görmekte, ancak unutmayalım ki kazalarda ölenlerin %35’i şehir içinde ve günlük güzergahlar üzerinde olmaktadır.
Sizlerden, karayolunu kullanırken kurallara mutlaka riayet etmelerini kendi can güvenlikleri için emniyet kemeri kullanmalarını istiyoruz. Çünkü trafik kazaları sadece başkalarının başına gelmez. Kurallara uymadığınız takdirde sizde bir gün koltuk değneği veya tekerlekli sandalye ile tanışmak zorunda olabilirsiniz.
EMNİYET KEMERİ TAKMADINIZ!!!
·        Çarpışma anında vücudunuzun araçla aynı hızda hareket eder.
·        Vücudumuzun ileri hareketini emniyet kemeri durdurur.
·        Eğer takmamışsanız sizi aracın tavanı, direksiyon simidi ya da cam durdurur.
·        Ancak bunun sonucu ölür yada yaralanırsınız.
·        Özel Araçlar içindekilerin emniyet kemeri kullanması;
·        Kaza sonrası ölümler %45
·        Ağır yaralanmalar ise % 50 oranında azalır.
·        Hafif Kamyon Sürücülerinin Emniyet Kemeri Kullanmasında ise;
·        Araç içi ölümler %40
·        Ağır Yaralanmalar ise %35 azalmaktadır.
Ölümlü Sonuçlanan Kazaların;
·        %48'i Baş ve Boyun Yaralanmaları,
·        %38'i ise Göğüs-Karın-Kalça Yaralanmaları,
·        %8'i ise omurga ve göğüs duvarı yaralanmaları şeklinde olmaktadır.
DOĞRU OLMAYAN SÖZLER VE GERÇEKLER
Şehir içinde emniyet kemeri kullanmıyorum, çünkü ben düşük hızlarda çarpmaya dayanırım. (YANLIŞ)
Şehiriçi yollarda hız limiti olan 50 km/h gibi, sürücülerimizce fazla önemsenmeyen bir hızla kafa kafaya çarpışmada sürücünün karşılaştığı kuvvet tam 4 TONDUR.!
Buna rağmen emniyet kemeri kullanmamakta ısrar edecek bir sürücüye söylenebilecek tek şey KENDİNİ ALDATTIĞIDIR. (DOĞRU)
EMNİYET KEMERİNİN DOĞRU KULLANIMI
Emniyet kemerinin frenleme ve çarpışma anındaki işlevleri
Sürücü veya yolcuların üzerine etkileyen kuvvetin emniyet kemeri boyunca vücuda yayılmasını sağlamak,
Bu sayede kemer takanları koltuklarına bağlayarak ileri hareketin devamını önlemek,
Emniyet kemeri göğüs kemiğinin üzerinden çapraz bağlanmalı, kaburgalar üzerinde olmamalı
Göğüs kafesi içerisindeki kalp ve akciğer gibi hayati organlar riske edilmemelidir.
Emniyet Kemeri Karın Bölgesinde;
Leğen kemiğini sarmalıdır.
Kemiğin karın bölgesi üzerinde olması mide, karaciğer ve bağırsaklara basınç uygular.
Ani ve sert frenleme ya da kaza anında bu organlar çok ağır tahribata uğrar.
Emniyet Kemerinin Kullanımında Dikkat Edilecek Diğer Hususlar:
Emniyet kemeri ile vücudumuz arasına hiçbir cisim koymayınız.
Emniyet kemeri vücudunuzu sıkıca sarmalıdır.
KAZA SONRASI ARAÇTAN ÇIKABİLMEK İÇİN KEMER TAKMIYORUM!
UNUTMAYALIM Kİ !
Bir kaza sonrası araçtan çıkabilmenin ilk şartı bilincimizin yerinde olmasıdır.
30, 50, 90 km/h hızlardaki çarpışmalarda alacağınız darbenin bilincinizi ne kadar etkileyebileceğini hiç düşündünüz mü?
Kemeriniz yoksa, en düşük hızlarda bile vücudunuzu araç içerisindeki sert bölümlere çarpar, yaralanır ve bilinç kaybı olur.
BUNU DA UNUTMAYALIM !
Bir kaza sonrası olmanız gereken yer yine aracımızın içidir.
Kemer takmadıysanız bulunacağınız yer araç dışıdır.
Gerek araçtan çkış gerekse yere düşme sırasında ölümcül darbeler alırsınız.
Emniyet kemeri kullanmadığımızda karıştığımız bir kazada, araç dışına fırlamanız halinde ölüm riskiniz tam 25 kat artar.




Bu sayfa 27.12.2018 11:26:49 Tarihinden beri,  435 defa görüntülenmiştir.